Eller ‘İyi Konuşturuyor’


23/10/2009 · Kategori: Iletisimde Puf Noktalar

ABD'li bilim adamları, birçok ülkede nezaketsizlik sayılmasına karşın, konuşurken el hareketlerinin kullanılmasının daha iyi düşünmeye ve konsantre olmaya yardımcı olduğunu ortaya çıkardı.


ABD'de yapılan yeni araştırmalara göre, insanlar sadece karşılarındakinin kendilerini daha iyi anlamasını sağlamak için değil, anlatılması zor konuları açıklarken konuya daha iyi konsantre olmak ve düşünceleri üzerinde yoğunlaşmak için de konuşmalarını el kol hareketleriyle destekliyor.

İtalyan La Repubblica gazetesinde yayımlanan haberde, bilginin yüzde 70 ila 80'inin beyne gözler aracılığıyla ulaştığını ortaya koyan araştırmalarda, bunun, el kol hareketlerinin iletişimde ne denli önemli olduğunun bir göstergesi olduğu belirtiliyor.

Konuşurken el kol hareketleri kullanmanın en temel içgüdüsel davranışlar arasında yer aldığına dikkati çekilen haberde, çok küçük yaştaki çocukların ya da körlerin dahi birbirleriyle konuşurken bu hareketlere başvurmalarının bunun bir örneği olduğu da kaydedildi.

Habere göre, Pittsburgh ve Chicago Üniversiteleri ile İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) tarafından İtalyan ve ABD'li çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, her iki kültürde de el kol hareketleri kullanan çocukların konuları daha kolay kavradığını ortaya koydu.

Chicago Üniversitesinde yapılan diğer bir araştırma göre ise, ellerini kullanarak konuşan insanların çoğunlukla alt sosyal sınıflara mensup oldukları genellemesini çürüttü. Bir yaşını daha yeni dolduran çocukları olan 50 ailenin gözlemlendiği araştırmada, üst sosyal sınıfa mensup ailelerin çocuklarının el kol hareketlerine daha yoğun bir şekilde başvurduklarını gösterdi.

Psikolog Susan Wagner Cook'un "Science" dergisinde yayımlanan araştırması da el kol hareketleri kullanmanın sadece kendini daha iyi anlatmaya değil, aynı zamanda öğrenmeye de yardımcı olduğunu ortaya koydu. El kol hareketleri kullanmaları konusunda serbest bırakılan bir grup çocuk ile kendilerini ifade ederken ellerini kullanmamaları istenilen diğer bir grup çocuğun gözlemlendiği araştırmada, ilk gruptaki çocukların kendilerine verilen matematik problemlerini çözmekte diğerlerinden çok daha hızlı ve yetenekli oldukları belirlendi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Beden Dili Yalan Söylemez


22/10/2009 · Kategori: Iletisimde Puf Noktalar


Bir buluşmadan önce çoğu zaman sadece ne giyeceğimize odaklandığımız için, buluşma sırasındaki davranışlarımız hakkında hiç düşünmeyiz bile.

Karşınızdakinin beden dilini doğru okuyabildiğiniz sürece, size gizli ne tür mesajlar verdiğini anlayacaksınız ve siz de kartlarınızı ona göre oynayacaksınız. Belki bu hareketler ilişkinizin kaderini değiştirecek ve o buluşma belki daha ciddi bir ilişkiye dönüşecek.

İşte sizin ve onun, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı hareketler ve ne anlama geldikleri...

• Kollarını sürekli oynatmak: İyiye işaret değil. Parmaklarını da masaya vuruyorsa hiç umut yok.

• Dokunma: Dokunma, karşımızdaki özellikle de bir yabancıysa, oldukça erotik bir hareket olarak görülür. Kendi kendinizi mınıcıklamanızdan bahsetmiyorum, kolunuza ya da boynunuza dokunmanız, onun size dokunmasından hoşlanacağınızı gösterir.

• Ağzınızı kapatmanız: Kendinize güvenmediğinizi gösterir.

• Göz teması: Eğer birisi gözlerinizin içine üç saniyeden fazla bakıyorsa size güven ve dürüstlük mesajı gönderiyordur. Gözlerinize bakmayı seviyor ve tepkinizi ölçmek istiyor olabilir. Eğer birisinden hoşlanıyorsanız, göz temasını en önemli anahtar olarak görün.

• Ayaklar: Eğer birisinden hoşlanıyorsanız, ayaklarınızı ona doğru çevirirsiniz. Aynı durum, dizler için de geçerlidir.

• Kafa ya da kulaklar ile oynamak: Bu kişi içinde bulunduğu durumdan utanıyordur.
• Patlak gözler: Bir kişi, sizinle konuşurken gözlerini aniden ve çok fazla açıyorsa, dikkatli olun. Bu durum, asabi ve dengesiz bir karakterin ibreti olabilir.

• Yutkunma: Gırtlağın aşağı ve yukarı hareket etmesi stres ve utanç işaretidir.

• Elleri boynun arkasına almak: Sadece kontrolü hep elinde tutmaya alışmış birinin yapacağı kibirli bir harekettir.

• Eller belde: Bunu her kim yapıyorsa sizle alıp veremediği birşey var demektir. Dirseklerin açılması vücudun hacmini büyüterek savaşa davet eden, savunmacı ve güç gösteren bir anlamı vardır. Bunu size bir erkek randevunuzda yapıyorsa dikkat edin çünkü sizi küçük görüyor anlamına gelir.

• Kolları bağlamak: Ne kadar mesafeli! Aynı zamanda gerginlik sıkıntıya işaret edebilir.

• Kafayı eğme: Arkadaşlık, ilgi ve düşünme işaretidir. Aynı zamanda gözler de eğilirse, cilve yapılıyor da olabilir.

• Kişiye doğru eğilme: Açık bir şekilde "konuşmaya devam et, tatlım” demektir.

• Esneme hareketleri: Söylediğiniz ile aynı fikirde olmadığı anlamına gelir.

• Ayak parmakların üzerinde yükselme: Baskın davranma ya da tehdit etme anlamı taşır. taşıyın.

• Dil çıkarmak: Birinin size dilini çıkarması arkadaşça ve flört dahilinde bir jesttir ancak eğer bir söz ettikten sonra dilinin ucunu gösteriyorsa bu, az önce söylediğinin yalan olduğu anlamına gelir.

• İki yana sallanmak: Üst vücutla yapılan hareketler kendine güvenin ifadesidir. Ama fazlası ilgiye duyulan ihtiyacı da gösterebilir. Erkekler bu hareketin kendilerini önemli göstereceğini düşünürken kadınlarsa tüm kontrolün ellerinde olduğunu gösterdiğini düşünürler.

• Boğaz temizleme: Kuşku ya da aksi fikirde olunduğunun işaretidir. Eğer birisi boğazını temizliyorsa, konuşulanın tatsız olduğuna ya da doğru olmadığına dair konuşacak demektir.

• Göz kırpma: Bu, arkadaş canlısı ve sonu açık bir harekettir. Bu insan, sevilmek istiyor.

• Kafanın geriye atılması: Züppe bir hareket. Kişilere burun ucuyla bakma anlamı taşır.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

İyi İnsan İlişkileri İçin Etkili Beden Dili


21/10/2009 ·



         
 
Bazen hareketleriniz gerçek düşüncelerini yansıtmayabilir. Çok ilgilendiiniz bir konuya ilgisiz gibi görünebilir, yakın hissettiğiniz bir insana soğuk davranabilirsiniz. Beden dilimiz bazen biz istemeden karşı tarafa mesajlar verebilir. Oysa bazı küçük değişikliklerle kendinizi daha iyi ifade edebilir, daha etkili insan ilişkileri kurabilirsiniz.

"Çevrenizden Göreceğiniz İtibar ve Saygı, Kendinize Gösterdiğiniz Özen Kadardır."

 

Konuşurken Gözlere Bakın

İnsanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider. İnsanlarla, onları rahatsız etmeyecek ölçüde, ancak mümkün olduğu kadar çok göz ilişkisi kurun.

Tebessümü Unutmayın

Canlı olun. Münkün olduğu kadar sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün. Yüzünüz, çevrenize olan ilginizi yansıtsın. Donuk ve ifadesiz gözükmekten kaçının.

Dinlediğinizi Gösterin

Karşınızdaki konuşurken sık sık başınızı hafifçe aşağı-yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı hissettirin. Söylenenleri kabul edip etmemeniz önemli değildir, sizinle konuşana "anlaşıldım" duygusu yaşatın. Başınızı hafif dik tutun.

Yakın Olun

İnsanlara daima, onları rahatsız etmeyecek, mümkün olan en yakın mesafede durmaya gayret edin. Daima konuştuğunuz veya sizinle konuşan insana dönük durun. İkiden fazla insanla bir grup oluşturuyorsanız, sizin için önemli olanların dışındakilere merkezinizi kapatmayın. Mümkün olduğu kadar çok kişiye merkezinizi açık tutun.

 

Kendinize Özen Gösterin

Grup normlarına, toplumsal rol ve statünüze uygun giyinin. Giyiminize mümkün olduğunca renk katın. Kadınlar erkeklerden daha çok renk kullanabilir. Saç ve el bakımınıza özen gösterin. Kendinize gösterdiğiniz özen, kendinize verdiğiniz değerin ifadesidir. Günlük tıraşını olmamış bir erkek, bıraktığı olumsuz izlenimle ilgili başka bir neden aramamalıdır.

Jestleri Unutmayın

Çok aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın. Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçının. Açık ve anlaşılır jestleri tercih edin.

Konuşurken...

Çok fazla ve çok hızlı konuşmaktan kaçının. Bir topluluk içinde dinlediğinize yaklaşık olarak eşit miktarda konuşmaya gayret edin. Sesinizin yüksekliğini ve tonunu, bulunduğunuz çevreye göre ayarlayın

Otururken...

Ayaktaysanız, dik durun. Oturuyorsanız sandalye ve koltuğunuzu tam olarak doldurun ve arkanıza yaslanın. Birisiyle konuşurken ve birisi doğrudan sizinle konuşurken öne eğilin ve ilginizi gösterin.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Uçağın İcadı


16/10/2009 · Kategori: Onemli Buluslar


          

İnsanoğlunun uçma hevesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Buna rağmen uçaklar ve çeşitli hava araçları 2 yüzyıldır havada...


             Modern teknolojinin gelişmesinden önce insan bu eski isteğini yerine getirebilmek için kuşları taklit ederek sonuca varmaya çalışıyordu. Kanatlı araçlar, kanat takan insanlar vs.. tarihte sık rastlanılan olaylardan bazılarıdır.

             Yapılan ilk kanatlı alete "Ornithopter" adı verilmiştir. Basit bir ornithopter ağır, hantal, tekerlekli ve kanatları olan bir araçtı. Zarif değildi. Estetik bakımından birçok problemi vardı. Ağır olması yerden kalkmasını zorlaştırıyordu.

              Bu problemlerle sağlıklı bir şekilde uçmak imkansızdı. Uçmak için daha değişik yolları düşünmeyen başlayan insanlar daha "hafif" bir çözüm buldular. Balon... Teoride herşey tamamdı. Balonun içindeki gaz, havadan daha hafif olacağı için uçuş gerçekleşebilecekti. Ancak çıkacak bir rüzgarın bu "hafif" balonu nereye götüreceği belli değildi. Aynı şekilde nasıl ineceği de ayrı bir tartışma konusuydu. İnsanoğlu her seferinde olduğu gibi yine hayalkırıklığı içindeydi. Bu işle uğraşan insanlar sadece kuşları seyrederek yetineceklerdi anlaşılan....

Wright Kardeşler Sahneye çıkıyor..... 

             
Ohio, Daytonlu iki bisiklet ustası olan Wilbur ve Orville Wright, 1899'da kuşların nasıl uçtukları hakkında kendilerine ipucu verebilecek herşeyi sistemli bir şekilde incelemeye başladılar. Bilimsel eserlerde ve eski insanların deneyimleri arasında kendi işlerine yarayacak hiçbirşey olmadığını kısa sürede anlayan Wright kardeşler sadece Berlin yakınlarındaki bir tepe üstünden planörle uçuş denemeleri yapan ve bu konuda çok dikkatli notlar tutan Alman mühendisi Otto Lilienthal'in çalışmaları vardı.

            Lilienthal kuşların uçmalarını çok yakından incelediği için planörünün bir kuşu andırmasına fazla şaşmamak gerekir. Fakat o içlerinde ünlü ressam ve geçtiğimiz aylarda CircumSpice'ta hayatını okuduğunuz Leonardo Da Vinci'nin de olduğu birçoklarını cezbeden tuzağa, yani kuş uçuşunu temsil eden kanat çırpma olayının cazibesine kapılmadı. Lilienthal uçabilecek bir uçağın havayla temas halinde olan sabit bir kanadı olması gerektiğini gösterdi. Kararlı bir uçuşu gerçekleştirebilmek için gerekli kontrol sadece onun söylediği böyle bir kanat tarafından sağlanabilirdi ve bu konuda Wright kardeşler de onunla uyuşuyordu.

            Wilgur ve Orville Wright bilimsel öğrenim görmemişler liseden daha yüksek bir okuldan da ayrı gitmemişlerdi. Fakat uçma alanındaki çalışmalarını ilerlettirken kendi bilimsel yönlerini de model uçaklar, uçurtmalar, insan taşıyan planörler ile yaptıkları yüzlerce deney sayesinde bu konuda bilimsel bir eser hazırlayacak kadar ilerlettiler. Hatta hazırladıkları 200'den çok farklı tipteki kanatları denemek için bir rüzgar tüneli dahi yaptılar. Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903'te Orville'in kontrolünde havalanan ilk uçağı aerodinamik ses teorisine bağlı kalınarak yapılmıştı. Otto Lillienthal ve Wright Kardeşler uçak dizaynı kurumunu kurdular. Bundan sonraki her şey hava içinden geçişi ile uçağın havalanmasını sağlayan sabit kanat doktrininin bir devamıydı. Fakat kanat kontrol edilemiyordu. Wright kardeşler, iyi bir uçak dizaynında kanadın ani esen şiddetli rüzgarların zararlı etkisiyle sert havanın aşağı ve yukarı çekici etkisine karşın pilotun düzeltmesiyle kanadın daha uygun bir vaziyet almasını sağlayan bir mekanizma bulunması gerektiğini anladılar. Kuşları gözleyerek sert havalarda uçuş düzeylerini korumak için kanat uçlarını nasıl büktüklerini not aldılar. Kanat bükmeyi planörlerinin kanatlarının uçaklarını bir mekanizma yardımıyla eğerek taklit ettiler. Deneylerinden bunun işe yarayacağını tahmin etmişlerdir. Gerçekten de işe yaramıştır. Kanat eğmenin uçuş aerodinamiğini nasıl etkilediğini doğru bir şekilde tahmin ettiler ve anladılar. Wright Kardeşler artık uçabilen bir uçak yaratmışlardı. Yeni görevleri ise onu nasıl uçuracaklarını öğrenmekti. Bunu onlara gösterebilecek ne bir kitap ne de bir öğretmen vardı. Fakat nasıl dizayn yapılacağını öğrendikleri gibi bunu da öğrendiler.Yavaş yavaş ve metotlu bir şekilde uçakla dönüş yapabileceklerinden çok zaman önce emin olmuşlardı. Daha ilk denemelerinde uçak tam bir daire dönüşünü kolaylıkla tamamlayarak havalandıkları noktanın yanına indi. Uçak dizaynını diğerleri Wright kardeşlerinin seviyesine gelinceye kadar bir süre olduğu yerde saydı. Pilotun kanadın üzerine yatık bir şekilde yatık bir şekilde durmaktan kurtarıp oturmasını sağlayacak bir yer yapılması gibi zorunlu bir takım şeyler gerekiyordu. Wright kardeşler pilotun oturabildiği bir uçak dizaynı hazırladılar. Ayrıca bir de iniş takımı yaparak kendilerini ilk uçuşlarında yanlarında taşıdıkları tekerlekli kriko ve monoraydan kurtardılar
            Bu arada 1909'de Manş Denizini ilk defa uçarak geçen Fransız Louis Bleriot, 1. Dünya savaşının en başarılı avcı uçağını ve savaş sonrasını ulaştırma işlerinde büyük üstünlük sağlayan 3 motorlu uçağını yapan Hollandalı Anthony Fokler ,Glenn Curtiss ve Glenn Martin gibi diğer tasarımcılar olarak belirmeye başladılar. Bu kişilerin düşüncelerinin yeni ve çekici endüstri dalına girmesiyle uçak dizaynı değişmeye ve yerine oturmaya başladı.

            Dünya giderek küçülüyor, ve bu küçülmeyi sağlayan büyük etmenlerden biri uçağın icadı. Artık lüks olmaktan çıkan uçaklar, ulaşımın demirbaşlarından olmaya başladılar. Gelişen teknoloji ve sosyal imkanlar sayesinde, gelecekte bir gün her şehrimizde bir hava alanı olduğunu düşünmek hayal gücümüzün değil gerçeğin eseri olacağa benziyor. Teşekkürler.Wright Kardeşler!...

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Usta Golcü Marco Van Basten


15/10/2009 · Kategori: Dunya Futbolu__ nda Iz Birakanlar



Marco Van Basten döneminin en büyük golcüsüydü. Onu büyük yapan, sadece attığı gollerin çokluğu ve kusursuzlukları değil, en çok ihtiyaç duyulan anlarda gösterdiği üstün performanstı. Baskı onu olumsuz etkilemiyordu, aksine en iyi oyununu sergilemesini sağlıyordu. 1988 Avrupa Şampiyonluğu finalindeki golü, uluslararası mücadelelerde bugüne kadar atılmış en iyi gollerden biri kabul edilir.


Futbol kariyerine yedi yaşında UVV Utrecht kulübünde başladı. Profesyonel kariyerine ise

1987'de Ajax'tan ayrılarak İtalya'nın A.C. Milan takımına geçti. Frank Rijkaard ve Ruud Gullit ile birlikte A.C. Milan'da büyük başarılar kazandılar. 1988'deki İtalya Ligi şüampiyonluğundan sonra 1989 ve 1990'da iki kez Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandı. 1988 Avrupa şampiyonasında,Sovyetler Birliği kalecisi Dasieff'e( attığı gol, dünyanın en güzel gollerinden biri olarak kabul edilir. Aynı sene Adidas firması tarafından altıntop alarak ödüllendirildi. 1992 ve 1993'te iki lig şampiyonluğu daha kazandıktan sonra ayak bileğindeki kronikleşen sakatlık yüzünden 29 yaşında futbolu bıraktı.Rakip defanslar Van Bastene kasıtlı olarak fauller yapmaktadılar bu yuzdende çok kolay sakatlanıyordu van basten gunumuz futbolundaki en iyi forvetlerden bırısıdır. Oynadığı son maç 26 Mayıs 1993'teki Şampiyonlar Ligi finaliydi.

Bu arada Hollanda Milli Futbol Takımı'yla 1988'de Avrupa şampiyonu oldu. Attığı 5 golle şampiyonanın gol kralı ünvanını da kazandı.

Van Basten Temmuz 2004'den beri Hollanda Millî Takımı antrenörlüğünü yapmaktaydı.2008 sezonunda Ajax'ın başına getirildi.

 

1981 yılında Ajax takımında başladı. Ajax'ta forma giydiği sürede 172 maçta 151 gol atma başarısı gösterdi. 1985-86'da Avrupa gol kralı olarak altın ayakkabı kazandı. 1987'de Kupa Galipleri Kupası'nı kaldırdı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::